Ankara’da 25-26 Mart 2023 tarihlerinde düzenlenen toplantımızda, depremin ardından başta dezavantajlı grupların yaşadıkları hak ihlalleri, ayrımcılık ve acil çözüm geliştirilmesi gereken konuları tespit etmeyi amaçladık.
Deprem sonrası ortaya çıkan tabloya müdahale edebilmek için:
(i) Örgütler olarak ne tür ihtiyaçlarımızın olduğu,
(ii) Sivil toplum örgütlerinin birlikte ne şekilde çalışmalar yürütebileceği, yaşanan, hak ihlalleri, yolsuzluk ve engellemelere karşı var olan gücümüzü ve çabamızı ne şekilde ortaklaştırabileceğimizi tartışmayı ve çözüm önerileri aramayı hedefledik.
Ayrımcılığa Karşı Ağ üyelerinin yanı sıra deprem bölgesi ve göç alan illerde aktif görev alan insan hakları örgütleri ile Baro temsilcilerinin de katıldığı toplantıya beş il barosu ve alt komisyonları da dahil olmak üzere 40 sivil toplum örgütünü temsilen, toplam 50 kişi katıldı.
Toplantıda dile getirilen en temel ihtiyaç, sivil toplum örgütleri ve hak savunucuları olarak deprem bölgesinde birbirimizin yaptığı çalışmalardan haberdar olma ihtiyacıydı. Toplantının tanışma bölümünde deprem sürecinde yaptıklarımızı, çalışmalarımızı özetledik ve her örgütün hazırladığı bilgi notlarını katılımcılarla paylaştık.
Toplantının en tartışmalı konusu; arama kurtarma ve devam eden insani yardım süreçlerinde kamu kurumlarının yetersiz kalışı ile ayrımcı uygulamaları, alanda oluşan bu boşluğu da sivil toplum örgütlerinin kısıtlı insan ve maddi kaynaklar ile doldurma çabalarıydı.
Deprem bölgesi ve deprem sonrası göç alan illere yönelik yaptığımız sorun analiz haritası oldukça geniş ve kapsamlıydı. Sorun alanları pek çok ilde ortaklaşsa da illerin depremden etkilenme düzeyine bağlı olarak ihtiyaçlar da değişkenlik gösteriyordu. Deprem bölgelerinde insani yardım açısından devam eden ihtiyaçların yanı sıra deprem sonrası ortaya çıkan pek çok yeni sorunun (çevre kirliliği, asbest, aile içi şiddet, depremin özellikle çocuklar ve kadınlar üzerinde yarattığı ek sorumluluk ve travma etkileri) ortaya çıkması ve bunlarla baş etme yöntemi olarak ne tür iş birlilerinin etkili olabileceği, var olan kaynaklarımızı ne şekilde ortaklaştırıp, çoğaltabileceğimiz sorusu da gündeme geldi.
Varolan değişkenlere çalışma yürüttüğümüz deprem bölgelerindeki ihtiyaçların farklılaşması da eklenince önceliklerimiz ve ihtiyaçlarımız doğrultusunda toplantı birlikte olmamızı gerektiren öneriler ve alınan kararlarla devam etti.


