Eşitlik İzleme Merkezi (EİM) olarak, 25-26 Mart tarihlerinde deprem bölgesinden ve diğer bölgelerden katılan sivil toplum örgütleri ve baro temsilcileriyle bir toplantı gerçekleştirdik.
Hepimizi hazırlıksız yakalayan depremin ardından kim ne yapıyor, ne yapabiliriz; biz nerede rol alabiliriz sorusuna yanıt aradığımız toplantıyı Ankara Litai konuk evinde gerçekleştirdik.
EİM’in ilk toplantısında, Türkiye’deki ayrımcılık pratiklerini nasıl konuşulur hale getirebiliriz; bir ağ oluşturmanın temel ilkeleri ve bizim ihtiyaçlarımızın neler olduğunu ve biraraya geleceğimiz paydaşlarla nasıl bir yol haritası izlememiz gerektiğini ele almış ve akabinde hızlıca bir toplantı daha yapacağımızı ifade etmiştik. Planladığımız ikinci toplantıyı yaşadığımız deprem felaketi nedeniyle yaklaşık iki ay ertelemek zorunda kaldık.
Deprem sonrası “Ne yapabiliriz” sorusunun peşine takıldığımızda ise madem ki #ayrımcılığakarşıbirlikte ‘yiz, bu süreçte “Hem birbirimize hem de hak sahiplerine nasıl daha etkili destek olabiliriz?”, “İhtiyaçlarımız neler?” soruları da beraberinde geldi.
Katılımcılarımızın kendilerini tanıtarak başladığı toplantıda deprem bölgesinde yaptıkları çalışmalara dair paylaşımları ise ihtiyaç analizi haritamızın ilk adımı oldu.
Deprem sonrası sahaya çıkan sivil toplum örgütlerinin ilham veren deneyim paylaşımları ise şöyle:
Engellileri Konfederasyonu, depremden etkilenenlerin göç ettikleri illerde barınma haklarına dair çalışma yürütürken aynı zamanda yeni engelli konumuna gelen kişilerin engelli raporu alma süreçlerine dair çalışmalar yürütüyor. Engelsiz Bileşenler Federasyonu ise Diyarbakır başta olmak üzere depremin etkilediği diğer illerde insani yardım faaliyetleri gerçekleştiriyor.
Toplantıya katılım gösteren Ankara, Batman, Diyarbakır, Eskişehir, Van, İzmir Barosu temsilcileri deprem sonrasında insani yardım faaliyetleri yürüttüklerini anlattı. Diyarbakır Barosu, deprem sonrası medyaya yansıyan işkence ve kötü muamele görüntüleri hakkında suç duyurusunda bulunurken İzmir Barosu, TİHEK ve TBMM İnsan Hakları Komisyonuna başvurular gerçekleştirmiş. Ankara Barosu ise TMMOB ile bir araya gelip bilirkişilik ve delil toplanmasıyla ilgili olarak protokol imzalanmış, hukuk rehberini güncellemiş ve enkaz radarı programı oluşturulmuş.
Medya ve Göç Derneği, deprem bölgesinden medyaya yansıyan işkence ve kötü muamele haberlerine tepkisiz kalmamış ve “Depremde Nefret Söylemi ile Mücadele Koordinasyonu” oluşturmuş. Göç Araştırmaları Derneği de mülteci ve göçmenlerin uğradığı hak ihlallerine dair raporlama çalışması yürütüyor.
Kaos GL Derneği, bölgedeki LGBTİ+ aktivistlerine kaynak geliştirme desteği verirken 17 Mayıs Derneği ile birlikte depremden etkilenenler için psikososyal destek veriyor. 17 Mayıs Derneği ayrıca depremden etkilenen LGBTİ+’ların ulaşım ve konaklama ihtiyaçlarına çare üreterek istihdamlarını sağlamaya yönelik adım atmış. UniKuir ise depremden dolayı Kredi Yurtlar Kurumundan çıkmak zorunda kalan LGBTİ+ lerin barınma ihtiyaçlarına çözümler üretiyor. Depremden etkilenen bölgede faaliyetlerini yürüten Pembe Hayat Derneği ise psikososyal desteğin yanı sıra hukuki destek hizmetleri veriyor ve insani yardım faaliyeti yürütmüş.
Yaşlanma Çalışmaları Derneği/ Senex ise çalışmalarını deprem bölgesindeki yaşlılara yöneltmiş, toplantıda kriz dönemlerinde yaşlıların ‘görünmez’ kılındığına dikkat çekerek bu konuda veri elde etmenin zorluğunu ele aldı.
Yerel yönetimlerle birlikte çalışan KÖVED ’de bu süreçte “Ne yapabiliriz?” sorusunun peşinden giderek sandviç yaparak katkı sunmaya başlamış. Şu anda 1500 kişilik sıcak yemek yapıp dağıttıkları bir organizasyona dönüşüm deneyimlerini bizlerle paylaştı.
Rengarenk Umutlar Derneği deprem bölgesinde olan bir dernek ve depremin akabinde Çocuk Kriz Yönetim Ağını oluşturuyor ve depremden etkilenen çocukların oyun oynayabileceği güvenli bir alan yaratarak çocuk çadırı kuruyor. Psikososyal destek çalışmalarına ise yakında başlamayı planlıyorlar. Uçan Süpürge Derneği’nin birleşeni olduğu Afet-çocuk sivil koordinasyon ekibi ise deprem sonrası refakatsiz çocukların durumlarını takip ediyor.
Denizli Otizm Derneği ise bu süreçte otizmli çocukları olan ailelere ev bulup yerleştirme konularında depremden etkilenenlere destek sağlıyor.
Evrensel Haklar İçin Hukukçular Derneği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim Derneği’de adalete erişim ile ilgili depremden etkilenenlere hukuki destek sağlıyor.
Hak İnisiyatifi Derneği, Kadının İnsan Hakları Derneği ve Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Derneği ise deprem bölgesine dair raporlama faaliyetleri planlıyor. Depremden etkilenen illerde bulunan cezaevlerini ziyaret eden Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) de raporlama çalışmalarını sürdürüyor.
Romani Godi Derneği, deprem bölgesinde üç farklı koldan çalışarak;insani yardım-iletişim-hukuki destek sağlamışlar. Roman, Dom ve Abdalların deprem bölgesinden tahliyesi ve ulaşım imkanı sunmuş. Yağmacılık iddialarına yönelik nefret söylemleri üzerine çalışan dernek, yaşadıkları mekânsal ayrışma ve dışlanma hakkında veri toplamış. Ayrımcılık vakalarının bildirilmesine dair bilgi veren broşür hazırlayarak deprem bölgesinde yaygınlaştırma çalışmaları yürütmüş.
Deprem öncesinde var olan Vakıflıköy kadın koopertaifini, Vakıflı Köyü Kilise Vakfı ise yeniden hayata kazandırmaya çalışmış bu süreçte.
Deprem sonrası göç alan illerden birisi olan Eskişehir’de faaliyet gösteren Yaşam Bellek Özgürlük Derneği, depremden etkilenenlerin ihtiyaç tespiti ve iletişim merkezi haline gelen Koordinasyon merkezinin kurulmasında ve sürdürülebilirliğinde aktif rol oynuyor.
Deneyim paylaşımı sonrasında grup çalışmalarıyla devam eden toplantımızın ilk günü böyle ilham veren deneyimlerin ışığında sona erdi.


































