Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na Soruyoruz!
Türkiye’de Yaşlı Yoksulluğu ve Yaşlıların Barınma Hakkı Krizi
Resmi istatistiklere göre Türkiye nüfusu giderek yaşlanan bir ülkedir. 2024 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre toplam nüfusun % 10,63’ünü oluşturtan 9.112.298 kişi 65 ve üzeri yaş grubunda olan bir ülkeyiz.
2025 yılının Aralık ayında Türkiye’nin farklı kentlerinde, özellikle yaşlı/emekli yurttaşların barınma hakkına erişemediğini gösteren çok sayıda haber basına yansımıştır. Bu haberlerde Ankara, İzmir ve Eskişehir başta olmak üzere birçok şehirde; emekli maaşı kiraya yetmeyen, yalnız yaşayan veya sosyal desteklere erişemeyen yaşlıların ucuz otel odalarında, otobüs terminallerinde, hastanelerin bekleme salonlarında veya sokakta yaşamak zorunda kaldığı görülmektedir.
Son dönemde giderek derinleşen ekonomik kriz koşulları yaşlı yoksulluğunu acilen müdahale edilmesi gereken, ekonomik ve sosyal desteklerin acilen devreye sokulması gereken bir sorun alanı haline getirmiştir. TÜİK verilerine göre 2021 yılında %21,3 olan yaşlı yoksulluğu oranı 2024 yılında %23,3’e yükselmiştir. Aynı veriler yaşlı yoksulluğunun kadınlarda daha yüksek olduğunu da göstermektedir. Kesişimsel ayrımcılığa işaret eden verilere göre 2024 yılında yoksulluk oranı yaşlı erkeklerde %22,3, yaşlı kadınlarda ise %24,2’dir.
Türkiye nüfus projeksiyonlarında yaşlıların toplam nüfusa oranının 2030’da %12,9’a, 2040’ta %16,3’e, 2080’de ise her dört kişiden birinin yaşlı olacağı bir yapıya evrilmesi öngörülmektedir.
Türkiye’de yasal tanımı dahi bulunmayan evsizlerin sayısı, yaşadıkları iller, yaş dağılımı, cinsiyet dağılımına hiçbir istatistiki bilgi bulunmamaktadır. 9 milyondan fazla yaşlı nüfusa karşılık Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve diğer kamu kuruluşlarına bağlı yaşlı bakım evlerinin sayısı 2025 yılı itibariyle 189 bu kurumların toplam kapasitesi ise 16.007’dir. Bu kapasitesinin sadece %30’u yaşlıların ücretsiz kullanımına sunulmaktadır.
Yüksek enflasyonla hızla artan kira bedelleri ve yaşam maliyetlerine rağmen emekli maaşlarının reel alım gücünü korumaya yönelik politikaların olmaması, yaşlıların yalnızca yoksullaşmasına değil, doğrudan evsizleşmesine yol açmaktadır. En düşük emekli maaşlarının yoksulluk hatta açlık sınırının çok altında kalması, sosyal konut ve kira destek mekanizmalarının yetersizliğiyle birleştiğinde, yaşlılar insan onuruna aykırı barınma koşullarına mahkûm edilmektedir. Yaşlıların anlatımları bu vakaların, istisna ya da geçici bir sorun olmadığını gösteriyor. Aksine yaşlıların barınma hakkı dahil tüm ekonomik ve sosyal haklarının yapısal olarak ihlal edildiğini ortaya koymaktadır.
Bu durum, ekonomik krizin etkilerinin herkes bakımından aynı olmadığını; aksine yaşlılar açısından orantısız ve ayrımcı sonuçlar doğurduğunu açıkça göstermektedir.
Ekonomik Kriz ve Barınma Hakkına İlişkin Devletin Yükümlülükleri
Barınma hakkı, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin 11. Maddesinde güvence altındadır. Bu hak, yalnızca fiziksel bir mekâna sahip olmayı değil; güvenli, erişilebilir, insan onuruna uygun ve bağımsız yaşamı destekleyen bir barınma koşulunu ifade eder.
BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi, barınma hakkının asgari çekirdek yükümlülükler kapsamında olduğunu vurgulamaktadır. Ekonomik kriz, kaynak yetersizliği ya da bütçe kısıtları; devletlerin bu çekirdek yükümlülüklerde geri adım atmasına gerekçe yapılamaz. Yaşlılar gibi dezavantajlı gruplar söz konusu olduğunda, kriz dönemlerinde devletlerin sorumlulukları azalmaz, aksine artar.
Türkiye’de yaşanan son gelişmeler; barınma sorununun geçici sosyal yardımlarla veya kısa dönemli barındırma yöntemiyle çözülemeyeceğini, sorunun hak temelli ve yapısal bir nitelik taşıdığını göstermektedir.
Ulusal İnsan Hakları Kurumlarının Ekonomik ve Sosyal Haklar Alanındaki Rolü
BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi, Genel Yorum No.10 başta olmak üzere çeşitli belgelerinde, ulusal insan hakları kurumlarının ekonomik, sosyal ve kültürel hakların korunmasındaki rolünü açık biçimde tanımlamıştır. Komite’ye göre ulusal insan hakları kurumları:
- Ekonomik koşullardan bağımsız olarak ESK haklarının korunmasında aktif rol üstlenmek,
- Ekonomik kriz dönemlerinde kırılgan grupların haklara erişiminde yaşanan geriye gidişleri tespit etmek ve kamuoyuna duyurmak,
- Mevcut yasa, politika ve uygulamaların Sözleşme’ye uygunluğunu eleştirel biçimde incelemek,
- Hakların kullanımını engelleyen yapısal sorunlara ilişkin somut ve uygulanabilir tavsiyeler geliştirmek,
- Barınma, sosyal güvenlik ve yoksulluk gibi alanlarda izleme, raporlama ve uyarı mekanizmalarını işletmek,
ile yükümlüdür.
Komite, ekonomik ve sosyal hakların “kademeli gerçekleştirilmesi” ilkesinin, ulusal kurumlar açısından pasiflik veya sessizlik gerekçesi olarak kullanılamayacağını özellikle vurgulamaktadır.
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun (TİHEK) Kanuni Yetkileri ve Sorumluluğu
TİHEK; insan hakları ihlallerini izlemek, resen inceleme başlatmak, ayrımcılık yasağını denetlemek ve dezavantajlı gruplara ilişkin özel raporlar hazırlamakla görevlidir. TİHEK, Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelerin bu bağlamda BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin de uygulamasını izlemek ve raporlamak ile görevlidir. Kanun bunlar yanında TİHEK’i yasama ve politika oluşturma çalışmalarını izlemek ve gerekli önerileri yapmakla da görevlendirmiştir.
Yaşlıların ve emeklilerin barınma hakkına erişememesi;
İnsan onurunun korunması, yeterli yaşam standartına sahip olma hakkı, yaşa ve cinsiyete dayalı ayrımcılık, yoksullukla kesişen çoklu hak ihlalleri, bağımsız yaşama hakkının zedelenmesi boyutlarıyla TİHEK’in görev alanının doğrudan merkezinde yer almaktadır.
Bu nedenle Kurumun, yaşlıların barınma hakkı konusunda sessiz kalması, kanuni görevlerini yerine getirmeyen ve uluslararası insan hakları standartlarıyla bağdaşmayan bir tercihtir.
Sonuç olarak
Ekonomik kriz koşulları, ulusal insan hakları kurumlarının sorumluluklarını ortadan kaldırmaz; aksine bu dönemler, yaşlılar gibi kırılgan grupların haklarının korunmasında bu kurumların rolünü daha da kritik hale getirir.
TİHEK’e Soruyoruz,
- BM Ekonomik, Sosyal Kültürel Haklar Sözleşmesi ve Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın uygulamasını izliyor musunuz?
- Bu sözleşmelerdeki devlet yükümlülükleri ilgili hangi eksikleri tespit ettiniz ve ilgili kamu makamlarına hangi tavsiyelerde bulundunuz?
- Hazine ve Maliye Bakanlığı ve diğer kamu organları tarafından ekonomik kriz nedeniyle alınan önlemleri, uygulamaları dezavantajlı gruplara yönelik etkileri bakımından değerlendirmeye tabi tutuyor musunuz? Herhangi bir kamu makamına uygulamaların dezavantajlı gruplar bakımdan ayrımcı sonuçlar doğuracağına ilişkin geri bildirim verdiniz mi? Sonuçları takip ediyor musunuz?
- Kurumuz tarafında 2022 yılında hazırlanan Türkiye Yaşlı Hakları Raporu’nda
“ 5. İnsan Onuruna Yaraşır Ekonomik Şartlara Erişim Hakkı
Yaşlılar temel yaşam ihtiyaçları (barınma, temiz su, sağlıklı gıda, giyim vd.) ile fiziksel, bilişsel, duyuşsal, sosyokültürel ve manevi alanda tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde ekonomik şartlara sahip olmalıdırlar.
Bu doğrultuda;
- Temel yaşam ihtiyaçları ile fiziksel, bilişsel, duyuşsal, sosyokültürel ve manevi ihtiyaçlarını karşılayabilecek ekonomik şartlara sahip olmadığı hâlde iş yaşamında kalmak istemeyen ve/veya sağlık durumu, bakım yükü gibi özel durumları nedeniyle iş yaşamını sürdüremeyecek olan yaşlılar ekonomik yönden desteklenmelidirler.
- Yaşlıların ekonomik istismardan korunması yasalarla güvence altına alınmalıdır.
- Yaşlılıkta azalan gelir göz önünde bulundurularak yaşlılara özel koruma ve güvence sağlayan uygulamalar (vergi indirimi uygulamaları vd.) gerçekleştirilmelidir.”
Önerilerine yer vermiştiniz. Önerilerinizin takibini yapıyor m usunuz? Yukardaki önerilerinizden hangileri ile ilgili olumlu gelişmeleri kayıt altına aldınız?
- Son bir ayda birçok örneği medyaya yansıyan yaşlı ve emekli evsizliği vakaları kurumuz tarafından izleme altına alındı mı bu vakaları barınma hakkı ihlali olarak değerlendirilmekte midir?
- Kurumunuzca bu vakalara ilişkin resen inceleme başlatmış mıdır? Başlatılmadıysa, gerekçesi nedir?
- Ekonomik kriz koşullarında emekli maaşlarının barınma ihtiyacını karşılayamaması sonucu yaşlıların evsiz kalması, yaşa dayalı dolaylı ayrımcılık olarak ele alınmış mıdır?
- Yalnız yaşayan yaşlı kadınlar, engelli yaşlıların barınma hakkına erişimi Kurumunuzun izleme faaliyetlerinde özel olarak değerlendirilmekte midir?
- Türkiye’de resmî bir evsizlik tanımı ve kapsamlı veri toplama mekanizmasının bulunmamasına ilişkin eksikliğin giderilmesi için ilgili kurumlara yönelik herhangi bir tavsiye kararı alınmış mıdır?
- Yaşlıları tek seçenek olarak bakımevlerine yönlendirmenin bağımsız yaşama ve kendi kaderini tayin hakkının ihlali olarak değerlendiriyor musunuz?
- TİHEK, yaşlıların ve sivil toplum örgütlerinin etkin katılımı ile yaşlıların insan hakları durumuna ilişkin kapsamlı bir izleme veya değerlendirme raporu hazırlamayı planlamakta mıdır?


