Skip to main content

Sanatçı Gülşen Çolakoğlu’nun geçtiğimiz yıl konseri sırasında  sarfettiği  sözlerle ilgili yapılan başvurular üzerine Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) sanatçının “ayrımcılık yasağını ihlal” ettiği yönünde karar  verdi.

Ayrımcılık iddiası ise, Gülşen’in orkestra üyesi bir kişi hakkında, “İmam hatipte okumuş daha önce kendisi. Sapıklığı oradan geliyor herhalde” sözleriydi.

Her bir başvurucu için 50.000 TL idari para cezası ödemesine karar verilen sanatçının sözleri “ayrımcılık” içeriyor muydu?

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Bilkent Üniversitesi İnsan Hakları Araştırmaları Merkezi, Öğretim Üyesi Dr. Zülfiye Yılmaz’ın sanatçı Gülşen hakkında verilen kararları hem ulusal hemde uluslararı hukuk boyutuyla ele alarak analiz etti.

 

TİHEK, KENDİ KANUNUNU TANIMADI

Karar analizini yayınlayan Eşitlik İzleme Merkezi (EİM), Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun uluslararası standatlara bağlı kalarak bağımsız ve tarafsız bir şekilde görevini yapması konusunda baskı oluşturmaya çalışyor. Bu kapsamda kurumun faaliyetlerini ve kararlarını izliyor, ulusal ve uluslararası hukuk boyutuyla değerlendirerek ayrımcılık konusunda farkındalık çalışmaları yürütüyor.

Kararı analiz eden Zülfiye Yılmaz ilk olarak, başvuruların kabul edilmesi için başvuru koşullarını sağlamadığı tespitinde bulunuyor.

Yurttaşların Türkiye İnsan ve Eşitlik Kurumuna başvuru yapabilmesi için başvurularının bazı ön koşulları sağlaması gerekiyor. Bu kurallardan birisi de ayrımcılığa uğrayan kişinin, TİHEK’e başvuru yapmadan evvel, kanuna aykırı uygulamayı yapandan bu uygulamayı düzeltmesini talep etmesi. Yılmaz, karar analizinde, TİHEK’in  2019 yılında verdiği başka bir kararda mobbinge/psikolojik tacize uğradığını iddia eden başvurucunun, kurumundan bu durumun düzeltilmesini istediğine dair bilgi/belge talep edildiğini de hatırlatıyor.

Sanatçı Gülşen hakkında verilen kararda ise TİHEK, başvurucuların bu ön koşulu uygulamasını aramıyor. Bu kuralı da neden uygulamadığını kararında değerlendirmeterek çifte standart oluşturuyor.

Bir diğer ön koşul ise, başvuru konusu hakkında bir yargılama söz konusu olmaması. Karar analizinde başvuruların yapıldığı sırada sanatçı Gülşen hakkında bir ceza davasının olduğu hatırlatılıyor. Başvuru hakkında bir yargı sürecinin varolması halinde  TİHEK’in başvuruları ele alması kanunen yasak ancak bu başvurularda TİHEK, kendi kanununu tanımayarak başvuruları değerlendiriyor.

Karar analizinde TİHEK’in geçmiş yıllarda savcılık aşamasında olan dava konusu işlemler için kabul edilemez olduğu yönünde kararlarını da hatırlatarak TİHEK’in geçmiş kararlarıyla bu başvurular için izlediği usul  kıyaslanıyor ve yeknesak bir uygulama kriteri geliştirememesi eleştiriliyor.

 

BAŞVURUCULARDAN BELGE İSTENMEDİ

Karar analizini yapan Zülfiye Yılmaz, sanatçı Gülşen’in orkestra üyelerinden birine karşı söylediği sözün başvurucuların ayrımcılık yasağını nasıl ihlal ettiği yönünde, TİHEK tarafından başvuruculardan herhangi bir delil istenmediğini belirtiyor.

Üç başvurucunun bazı ortak yönleri taşıdığı da analizde yer alıyor. İmam hatip lisesi mezunu olmaları ve olayı sosyal medyadan görmeleri gibi ortak yönlerinin yanı sıra , mağduriyeti somutlaştırmak bakımından olaydan ne kadar süre sonra, hangi sosyal medya aracı aracılığıyla sanatçının ifadesini duyduklarını, ifadeyi yorumlayan dolaylı bir medya aracından mı yoksa doğrudan konser kaydı aracılığı ile mi ifadeden haberdar olduklarını veya hissettikleri rahatsızlığın boyutu gibi mağduriyeti delillendirebilecek detaylara başvurularında yer vermiyor olmaları da ortak noktalarını oluşturuyor.

 

BAŞVURUCULAR BAŞKA AMA KARAR AYNI

Başvuruculardan, ayrımcılığa uğradıklarına dair olayı somutlaştırmaya yönelik  bilgi/belge istemeyen TİHEK,  her üç başvurucunun söz konusu olayı adeta aynı anda, aynı sosyal medya aracı yoluyla, aynı içerikle/yorumla duyup aynı terimlerle söz konusu ifadeyi kin ve düşmanlık barındıran, tektipleştiren, damgalayan olarak sınıflandırdıkları ve aynı derecede manevi zarara uğrayıp başvuru yaptıkları izlenimi veren aynı içeriğe sahip üç karara imza atıyor.

Karar analizinde Yılmaz, başvurucuların sadece imam hatip mezunu olmalarını yeterli  bulan TİHEK’in geçmiş kararlarında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadından yola çıkarak, ayrımcılığın ispatının zor olduğunu, makul şüpheye yer bırakmayacak şekilde “güçlü, açık ve birbiriyle uyumlu çıkarsamalardan ya da yeterince çürütülememiş maddi olguların ya da kanıt başlangıcının sunulması gereğine” atıf yaptığı kararlara değinerek bu kriterlerin bu başvurucular açısında aranmadığını öne çıkarıyor.

Ayrıca sanatçı Gülşen’in TİHEK’e sunduğu açıklama ve gerekçeler karşısında başvurucuların bir beyanda bulunmamasını ya da talep edilmemesinin, iddiaları soyut eksende değerlendirme sonucu doğurduğunu, TİHEK’e hukuk devleti ilkesinin yüklediği sorumluluğu ve toplum nezdindeki saygınlığına zarar verdiği eleştirisinde bulunuyor.

 

İMAM HATİP OKULLARINA DAİR TELKİN İÇERİYOR

TİHEK’in verdiği üç kararda da  hukuki tespitlerin  hem ulusal mevzuat hem de taraf olunan temel haklara ilişkin uluslararası sözleşmeler bakımından  sorunlu olduğu vurgulanıyor. Karar analizinde yer alan imam hatip okullarına dair yapılan yorumlara da hukuki açıdan değerlendirmelerde bulunuluyor.

Verilen üç kararda da yer alan İslam dininin daha iyi öğrenildiği nitelikli eğitimin imam hatip okullarından alındığına dair izlenim yaratma potansiyeline sahip yorumlara dikkat çekiliyor. Yorumların, Kurumun insan hakları koruma mekanizması ve ayrımcılığı her kesim bakımından önleme rolüne zarar verdiği gibi, İslam inancına mensup kişiler üzerinde dinin doğrusunu öğrenmek için bu okulları tercih etmelerine yönelik sistematik telkin ya da endoktrinasyon teşkil edebileceğinin altı çiziliyor.

 

HUKUK AÇISINDAN İMKAN DAHİLİNDE DEĞİL

Analizde başvurucuların, bir ortaöğretim kurumu ve aynı zamanda bir tür meslek lisesi olarak imam hatip okullarını tercih etmesi ve hatta bu alanda eğitim alarak din görevlisi olmak istemesinin Anayasa uyarınca dini eğitim alma hakkı ve kamu görevine girme hakkı kapsamında korunduğu  hatırlatılıyor. Bu taleplerinin muhatabının ise kamu gücünü kullanan makamlar olduğu işaret ediliyor.

Karar analizini kaleme alan Yılmaz, sonuç olarak başvuruların hem ön şartları sağlamadığını hemde ayrımcılığa dair yeterli veriye sahip olmadığını da öne çıkararak, sanatçı Gülşen’in sözleri hakkında dini inanç temelinde ayrımcılık tespiti yapılmasının teknik hukuk açısından imkân dahilinde olmadığını ifade ediyor.

Karar analizine buradan ulaşabilirsiniz.

Eşitlik İzleme Merkezi
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.